Markt Meydanı’nı çevreleyen pastel renkli binalar da en az kule kadar dikkat çekicidir. Bu yapılar geçmişte lonca binaları olarak kullanılmış; farklı meslek grupları kendi ticaretlerini burada yürütmüştür. Meydanda ayrıca direnişi ve tarihi mücadeleleri simgeleyen anıtlar ve heykeller bulunur. Renkli mimarisi, tarihi dokusu ve hareketli atmosferiyle meydan Orta Çağ ruhunu bugün bile hissettirmeyi başarır.
Şehrin en huzurlu köşelerinden biri ise Minnewater Parkı’dır. Yemyeşil doğası, sakin atmosferi ve yürüyüş yollarıyla ziyaretçilere huzurlu bir mola imkanı sunar. Parkın içinden geçen Minnewater Gölü ise Aşıklar Gölü olarak anılır. Gölün üzerindeki köprü rengarenk çiçeklerle süslüdür ve Brugge’ün en romantik manzaralarından birini oluşturur. Parkın yakınlarında yer alan Barut Kulesi de şehrin tarihi savunma yapılarından biridir. 15. yüzyılda inşa edilen bu kule döneminde şehri korumak amacıyla barutların saklandığı yer olarak kullanılmıştır.
Brugge, Belçika’nın Flaman bölgesinde yer alan bir şehirdir. Belçika federal bir devlet yapısına sahiptir. Ülkede üç resmi dil konuşulmaktadır: Flamanca, Fransızca ve Almanca. Brüksel ise iki dilli bir bölge olup hem Fransızca hem de Flamanca’yı resmi dil olarak kabul eder.
Şehir merkezinde yer alan Beguinage, Brugge’ün en özel noktalarından biridir. 1245 yılında dönemin kontesi tarafından yaptırılan bu yapı savaşlarda eşlerini kaybeden kadınlar için bir sığınma yeri olarak kurulmuştur. Buraya yerleşen kadınlar hem yaşamlarını sürdürmüş hem de el sanatlarıyla üretim yaparak ekonomiye katkı sağlamışlardır. Özellikle dantel ve goblen sanatları burada gelişmiştir. Kadınlar işledikleri dantelleri ve dokudukları goblenleri köprülerin üzerinde ve küçük tezgahlarda satarak geçimlerini sağlamışlardır.
Manastırın içinde tarihi bir kilise de bulunmaktadır. Bugün hala aktif olarak kullanılan bu kilise İncili anlatan freskler, dini semboller ve resimlerle doludur. Ziyaretçiler hem ibadet eden insanları görebilir hem de bu tarihi atmosferi keşfedebilir.
Yürüyerek keşfetmek mümkün olsa da bisiklet kültürü şehirde oldukça yaygındır. Dileyen ziyaretçiler bisiklet kiralayabilir veya şoförlü bisiklet taksilerle şehri gezebilir.
Şehrin en dikkat çekici özelliklerinden biri sayısız köprüye sahip olmasıdır. Hatta Brugge adının Flemenkçe “köprü” kelimesinden geldiği söylenir. Kanallar yalnızca estetik bir unsur değildir; geçmişte su taşkınlarını önlemek amacıyla insan eliyle açılmıştır. Bol yağış alan bu coğrafyada kanallar zamanla şehrin simgesi haline gelmiş ve bugün turistlerin en çok ilgi gösterdiği aktivitelerden biri olan kanal turlarına ev sahipliği yapmaktadır.
Dar taş sokaklarında yürürken Brugge’ün başka bir yüzüyle daha karşılaşırsınız: lezzetleri. Sokaklarda dolaşırken burnunuza sürekli waffle ve çikolata kokusu gelir. Dünyanın en kaliteli kakao çekirdeklerinin kullanılması sayesinde Belçika çikolatası dünya çapında ün kazanmıştır. Brugge’de gezerken bu kokulara karşı koymak neredeyse imkansızdır. Belçika’da patates kültürü de oldukça güçlüdür. Özellikle savaş yıllarında temel besin kaynaklarından biri olan patates bugün de ülke mutfağının vazgeçilmezlerinden biri haline gelmiştir.
Küçük bir şehir olmasına rağmen Brugge’de görülecek yerler oldukça fazladır. Merkezde yapılan fayton gezileri oldukça popülerdir. Renkli lonca binalarının arasında yürürken patates kızartması veya waffle molası vermek ise adeta bir gelenek haline gelmiştir.
Şehrin kanalları boyunca ilerlerken suyun üzerinden yükselen ilginç yapılar da dikkat çeker. Bunlardan biri olan “Kilit Ev”, geçmişte gümrük binası olarak kullanılmış ve ticaretin yoğun olduğu dönemlerde önemli bir kontrol noktası olmuştur. Kuzey Denizi’ne bağlanan kanallar sayesinde Brugge uzun yıllar ticaretin merkezlerinden biri olmuş, gemilerle gelen malların sayımı ve kontrolü bu tür yapılarda gerçekleştirilmiştir. Günümüzde bu tarihi binaların birçoğu kafe, restoran, butik otel veya müze olarak kullanılmaktadır.
Şehir merkezinde karşımıza çıkan bir diğer önemli yapı ise Burg Meydanı’nda bulunan Kutsal Kan Bazilikasıdır. 12. yüzyılda inşa edilen bu bazilika, Hristiyanlar için oldukça özel bir yere sahiptir. Hristiyan inancına göre Hz. İsa’nın kanını taşıyan kutsal bir relik burada saklanmaktadır. Bu kutsal emanet Haçlı Seferleri sırasında Kudüs’ten Brugge’a getirilmiştir. Bazilikanın içinde bu kutsal kanın bulunduğu şişe sergilenir ve her yıl binlerce ziyaretçi bu kutsal emaneti görmek için buraya gelir.
Packworld Türkiye Dergisi





.png)
.png)
.png)




0 YORUM