
Türkiye’de de benzer bir tablo söz konusudur. Ülkemizdeki işletmelerin %98,8’i KOBİ kategorisindedir ve bunların %95’i aile işletmesi niteliğindedir. ABD’de faaliyet gösteren tüm işletmelerin %70-80’i aile işletmelerinden oluşmaktadır. Aile işletmeleri, dünya genelinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYİH) %50 ila %90’ını oluşturmakta ve bu yönüyle ekonomide önemli bir paya sahip oldukları gözlenmektedir. Türkiye’deki aile işletmeleri, tüm işletmelerin %95’ini ve halka açık şirketlerin %75’ini teşkil etmektedir.
Ayrıca, Türkiye’de milli gelirin %90’ı ve istihdamın %78’i aile şirketlerinden sağlanmaktadır. Ancak aile işletmelerinin sürdürülebilirliği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan araştırmalar, aile işletmelerinin %80’inin ikinci nesile, yalnızca %4-5’inin üçüncü nesile aktarılabildiğini ortaya koymaktadır. Bu veriler, aile işletmelerinin ortalama yaşam süresinin 25-30 yıl arasında olduğunu göstermektedir. Aile işletmelerinin dünya ekonomisindeki önemi çeşitli verilerle desteklenmektedir. Dünyada 333 milyon işletmenin yaklaşık %50’sini aile şirketleri oluşturmaktadır.
Türkiye’de aile işletmelerinin sadece %30’u ikinci kuşağa, %12’si üçüncü kuşağa ve %3’ü dördüncü kuşağa ulaşabilmektedir. Buna karşın Avrupa, ABD ve Japonya’da 100-200 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren çok sayıda aile işletmesi mevcuttur. Bu durum, kurumsallaşma ve profesyonel yönetim anlayışının ne kadar kritik olduğunu ortaya koymaktadır.
Aile işletmelerinin başarılı bir şekilde varlıklarını sürdürebilmeleri, sadece işletme sahibi aileler için değil, ülke ekonomisi açısından da büyük önem taşımaktadır. İşletmelerin uzun ömürlü olabilmesi için kurumsallaşmaya ağırlık verilmesi, profesyonel yönetim anlayışının benimsenmesi ve nesiller arası geçiş süreçlerinin planlı bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Aksi halde sadece aile işletmeleri değil, ülke ekonomisi de bu süreçten olumsuz etkilenecektir. Sonuç olarak aile işletmelerinin uzun vadede faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve ekonomiye katkı sağlamaya devam edebilmeleri için etkin yönetim stratejileri geliştirilmelidir. Kaynakların verimli kullanımı sağlanmalı ve kurumsal yönetim anlayışı işletme kültürünün temel bir parçası haline getirilmelidir. Ancak bu şekilde aile işletmeleri kalıcı başarı elde edebilirler ve ekonominin büyümesine önemli katkılar sunmaya devam edebilirler.
Aile Şirketlerinde Sürdürülebilirlik ve Rol Çakışmalarının Etkisi
Liderlik ve halefiyet planlaması da aile işletmeleri için kritik bir konudur. Kurucu liderin işten çekilmesi veya vefatı sonrasında ortaya çıkan liderlik belirsizliği, aile içi anlaşmazlıkları körükleyebilir. Bu tür sorunların çözülmesi, kurumsallaşmanın başarılması ve profesyonel yönetim anlayışının benimsenmesiyle mümkündür. Aksi takdirde duygusal kararlar rasyonel yönetim anlayışının önüne geçerek şirketin rekabet gücünü zayıflatır.
Aile işletmelerinin sürdürülebilirliğini sağlamada kritik olan unsurlar şunlardır:
Güçlü bir kurumsal yapı oluşturmak, aile içi anlaşmazlıkları ve rol çatışmalarını en aza indirmek, profesyonel yönetim anlayışını benimsemek, halefiyet planlamasını etkili bir şekilde yapmak, duygusal kararların rasyonel iş süreçlerinin önüne geçmesini engellemek.
0 YORUM