DOL-MAK’ın 50 yıllık üretim ve mühendislik yolculuğu

1976 yılında Vardal Ticaret ile başlayan ve bugün Dol-Mak A.Ş. olarak devam eden yaklaşık 50 yıllık yolculuğunuzda, şirketin üretim anlayışı ve teknolojik altyapısı nasıl bir dönüşüm geçirdi?

1976 yılında Vardal Ticaret ile başlayan yolculuğumuz, yaklaşık yarım asırlık süreç içerisinde müşterilerimizin değişen üretim ihtiyaçları ve sanayideki teknolojik gelişmeler doğrultusunda sürekli gelişerek bugünkü DOL-MAK yapısına ulaştı.

İlk yıllarda mekanik sistemler ağırlıklı bir üretim anlayışına sahipken, zaman içerisinde faaliyet alanımızı paslanmaz çelik proses ekipmanları, endüstriyel mikser ve karıştırma sistemleri ile komple üretim tesislerini kapsayacak şekilde genişlettik.

Bugün DOL-MAK olarak yalnızca makine üreten bir firma olmanın ötesinde, müşterilerimizin üretmek istediği ürünü ve proses ihtiyaçlarını analiz ederek; kapasite, ürün karakteristiği, hijyen standartları ve otomasyon gereksinimlerine göre projeye özel çözümler geliştiriyoruz. Tasarımdan imalata, montajdan devreye almaya kadar sürecin tamamında yer alıyoruz.

Yaklaşık 50 yıllık tecrübemizin bize kazandırdığı en önemli değer ise geçmişten gelen üretim ve saha bilgisini, günümüzün mühendislik ve otomasyon teknolojileriyle bir araya getirebilmek oldu. Değişmeyen noktamız ise her zaman dayanıklı, güvenilir ve uzun yıllar çalışabilecek sistemler üretme anlayışımızdır.

Kübra Vardal Yavuztürk (İdari Koordinatör), Ahmet Yavuztürk (Proje Müdürü) ve Sena Vardal (Dijital Pazarlama Yöneticisi)

Vakumlu mikser ve homojenizatör sistemlerine talep artıyor

Dolum makinelerinden mikserlere, filtreleme ve arıtma sistemlerinden tamamlayıcı ekipmanlara kadar geniş bir ürün portföyünüz bulunuyor. Bugün müşterilerinizden en yoğun talebi hangi makine ve sistem gruplarında görüyorsunuz?

Son dönemde aldığımız taleplerde özellikle vakumlu mikser ve homojenizatör sistemlerinin öne çıktığını görüyoruz. Bu sistemlere yönelik ihtiyaç ağırlıklı olarak kozmetik ve kişisel bakım sektöründen geliyor. Krem, losyon, şampuan, saç kremi, serum, jel, diş macunu ve benzeri ürünlerde homojen yapı, ürün stabilitesi ve kontrollü proses şartları üretim kalitesi açısından giderek daha fazla önem taşıyor.

Bunun yanında parfüm ve kolonya üretim sistemleri ile sıvı temizlik ürünlerine yönelik proses çözümleri de portföyümüzde önemli bir yer tutuyor. Özellikle farklı ürünleri aynı tesiste üreten firmaların, değişen reçetelere ve kapasitelere uyum sağlayabilecek daha esnek sistemlere yöneldiğini gözlemliyoruz.

Müşteriler artık yalnızca bir mikser veya proses tankı satın almak istemiyor. Ürünün yapısına uygun karıştırma teknolojisi, hijyenik tasarım, sıcaklık kontrolü, otomasyon ve gerektiğinde vakum altında üretim gibi unsurların birlikte değerlendirildiği çözümler talep ediyorlar. Bu nedenle biz de standart bir makine sunmaktan ziyade, üretilecek ürüne ve hedeflenen kapasiteye göre sistemi projelendiriyoruz.

Kısacası bugün talebi belirleyen temel unsur yalnızca kapasite değil; ürün kalitesini sürekli ve tekrarlanabilir şekilde sağlayabilmek. DOL-MAK olarak geliştirdiğimiz sistemlerde de odağımızı bu doğrultuda şekillendiriyoruz.

Müşteriye özel proses sistemleri nasıl geliştiriliyor?

Standart üretimin yanı sıra müşteriye özel makine ve ekipman geliştirdiğinizi belirtiyorsunuz. Özel projelerde müşterinin ihtiyacını belirleme aşamasından makinenin devreye alınmasına kadar nasıl bir süreç izliyorsunuz?

Özel projelerde bizim için ilk adım makineyi değil, üretilecek ürünü ve prosesi anlamaktır. Bu nedenle müşterimizle yaptığımız ilk görüşmelerde ürün özellikleri, reçete yapısı, hedeflenen üretim kapasitesi, mevcut üretim koşulları ve beklentileri gibi temel verileri detaylı şekilde değerlendiriyoruz.

Bu analiz sonrasında kullanılacak karıştırma ve homojenizasyon teknolojisini, tank kapasitelerini, ısıtma-soğutma ihtiyacını, vakum sistemini, ürün transfer yöntemlerini ve gerekli otomasyon seviyesini belirliyoruz. Ardından sistemin teknik tasarımını ve yerleşimini oluşturarak projeyi müşterimizle birlikte şekillendiriyoruz.

Buradaki en önemli noktalardan biri, her projeyi kendi üretim şartları içerisinde değerlendirmemiz. Aynı sektörde faaliyet gösteren iki firma dahi farklı reçeteler, farklı kapasiteler veya farklı üretim yöntemleri kullanabiliyor. Dolayısıyla geçmişte uyguladığımız bir sistemi olduğu gibi başka bir müşteriye sunmak yerine, edindiğimiz tecrübeyi yeni projenin ihtiyaçlarına göre yeniden yorumluyoruz.

Projenin onaylanmasının ardından imalat, montaj, test ve devreye alma aşamalarını gerçekleştiriyoruz. Gerektiğinde operatör eğitimlerini de tamamlayarak sistemin doğru ve verimli şekilde kullanılmasını sağlıyoruz. Böylece müşterimize yalnızca bir ekipman değil, hammadde girişinden üretimin tamamlanmasına kadar birbiriyle uyumlu çalışan bütüncül bir proses çözümü sunmayı hedefliyoruz.

Proses ekipmanlarında hijyen ve teknik kriterler

Kozmetik, parfüm, kimya, ilaç, temizlik ürünleri ve gıda gibi üretim koşulları birbirinden oldukça farklı sektörlere hizmet veriyorsunuz. Makine tasarımında sektörlere göre hangi teknik kriterler ve hijyen gereklilikleri ön plana çıkıyor?

Kozmetik, parfüm, kimya, ilaç, temizlik ürünleri ve gıda sektörlerinin her birinde üretim prosesleri ve hijyen gereklilikleri farklılık gösteriyor. Bu nedenle ekipman tasarımında bizim için temel yaklaşım, sistemin kullanılacağı sektörü ve üretilecek ürünün özelliklerini birlikte değerlendirmek.                                                                                     

 Malzeme seçimi bu sürecin en önemli başlıklarından biri. Ürünle temas eden yüzeylerde kullanılacak paslanmaz çelik kalitesinden yüzey işleme standartlarına, conta ve bağlantı elemanlarından tank geometrisine kadar birçok detay; ürünün kimyasal yapısına, proses şartlarına ve sektörün gerekliliklerine göre belirleniyor.

Hijyen gereksiniminin yüksek olduğu uygulamalarda kolay temizlenebilir tasarım ve bağlantılar ile CIP sistemlerine uygunluk ön plana çıkarken; kimya sektöründe ise ürünün korozif özellikleri, sıcaklık, basınç ve proses güvenliği gibi kriterler daha belirleyici olabiliyor. Benzer şekilde gıda ve ilaç uygulamalarında da ilgili üretim şartlarına uygun malzeme ve ekipman seçimi projenin başlangıcından itibaren dikkate alınıyor.

Bunun yanında yalnızca tank veya mikser gövdesini değil; karıştırıcı geometrisini, devir aralığını, homojenizasyon sistemini, ısıtma-soğutma yüzeylerini, vakum ihtiyacını ve ürün transfer hatlarını da prosesin bir bütünü olarak değerlendiriyoruz. Çünkü doğru malzeme seçimi kadar, ürünün doğru ekipmanla ve doğru proses koşullarında işlenmesi de nihai ürün kalitesini doğrudan etkiliyor.

Amacımız her sektöre aynı standart çözümü uyarlamak değil; sektörün ve ürünün gerektirdiği teknik şartları doğru okuyarak güvenli, hijyenik ve sürdürülebilir bir üretim sistemi oluşturmak.

Anahtar teslim üretim tesislerinde bütüncül mühendislik

Dol-Mak’ın anahtar teslim projelerde önemli referanslara sahip olduğunu görüyoruz. Tek bir makine tedarik etmekle komple bir üretim hattı kurmak arasında mühendislik ve proje yönetimi açısından nasıl bir fark bulunuyor? Dol-Mak müşterilerine bu noktada nasıl bir avantaj sağlıyor?

Tek bir makine tedarik etmek ile anahtar teslim bir üretim tesisi kurmak arasında çok önemli bir mühendislik farkı bulunuyor. Tekil ekipmanda ağırlıklı olarak o makinenin proses performansına odaklanırken, komple bir tesiste üretimin tüm aşamalarının birbiriyle doğru şekilde çalışmasını sağlamak gerekiyor.

Anahtar teslim projelerde karıştırma ve homojenizasyondan, ürün transferindeki pompalara, ara tanklara, dolum ve etiketleme süreçlerine kadar tüm üretim akışını bir bütün olarak ele alıyoruz. Kapasite dengeleri, ekipman yerleşimleri, borulama hatları, otomasyon altyapısı, enerji ihtiyaçları, operatör kullanımı, temizlik ve bakım erişimi gibi birçok unsur daha proje aşamasında birlikte değerlendiriliyor.

Buradaki en büyük avantajımız, prosesin farklı noktalarını birbirinden bağımsız ekipmanlar olarak değil, tek bir üretim sistemi olarak ele almamız. Çünkü ayrı ayrı çok iyi çalışan makineleriniz olabilir; ancak bu ekipmanların kapasiteleri ve proses süreleri birbiriyle uyumlu değilse üretimde darboğazlar oluşabilir. Anahtar teslim projelerde mühendisliğin asıl değeri de bu noktada ortaya çıkıyor.

DOL-MAK olarak müşterilerimize proje tasarımından ekipman imalatına, tesis yerleşiminden montaj ve devreye almaya kadar tek noktadan yönetilen bir çözüm sunuyoruz. Böylece müşterimiz farklı ekipman tedarikçileri arasındaki koordinasyonu yönetmek yerine, projenin bütününde tek bir mühendislik yaklaşımı ve tek bir muhatapla ilerleyebiliyor.

Yaklaşık 50 yıllık üretim ve saha tecrübemizin anahtar teslim projelerde bize sağladığı en önemli avantajlardan biri de yalnızca sistemin nasıl kurulacağını değil, üretim başladıktan sonra sahada nasıl çalışacağını da öngörebilmek. Hedefimiz sadece çalışan bir tesis teslim etmek değil; uzun vadede verimli, sürdürülebilir ve geliştirilebilir bir üretim altyapısı oluşturmak.

DOL-MAK’ın ihracat ve otomasyon hedefleri

Yurt içinin yanı sıra uluslararası pazarlarda da faaliyet gösteriyorsunuz. Önümüzdeki dönemde ihracat, otomasyon ve yeni makine teknolojileri açısından Dol-Mak’ın büyüme hedefleri ve yatırım öncelikleri neler olacak?

İhracat, DOL-MAK’ın büyüme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz yalnızca yeni pazarlara ulaşmak değil, hâlihazırda faaliyet gösterdiğimiz pazarlardaki varlığımızı güçlendirmek ve uzun vadeli iş birlikleri oluşturmak. Özellikle kozmetik, kişisel bakım, parfümeri, kimya ve temizlik ürünleri üretiminin gelişmekte olduğu pazarlarda önemli bir potansiyel görüyoruz.

Uluslararası pazarlarda rekabetin artık yalnızca makine fiyatı üzerinden şekillenmediğini düşünüyoruz. Müşteriler; teknik yeterlilik, üretim kalitesi, projeye özel mühendislik, satış sonrası destek ve ihtiyaç duyduklarında üreticiye hızlı şekilde ulaşabilmeyi de değerlendiriyor. Bu nedenle ihracatta temel yaklaşımımız, yalnızca ekipman satan bir üretici olmak yerine müşterilerimizle uzun vadeli teknik iş ortaklıkları kurmak.

Teknoloji tarafında ise otomasyonun üretim sistemlerindeki ağırlığının giderek arttığını görüyoruz. PLC kontrollü sistemler, reçete yönetimi, proses parametrelerinin izlenmesi ve üretim verilerinin kayıt altına alınması gibi uygulamalar hem üretim standardizasyonu hem de izlenebilirlik açısından giderek daha önemli hale geliyor. Biz de geliştirdiğimiz sistemlerde otomasyon seviyesini müşterinin ihtiyacına ve yatırım ölçeğine göre şekillendiriyoruz.

Önümüzdeki dönemde daha yüksek otomasyon seviyesine sahip, enerji ve üretim verimliliğini artıran, operatör bağımlılığını azaltan ve prosesin daha etkin takip edilmesini sağlayan sistemler geliştirmeye odaklanacağız. Aynı zamanda mühendislik ve üretim kabiliyetimizi güçlendirerek, tekil makinelerden komple üretim tesislerine kadar daha kapsamlı projelerde uluslararası pazardaki etkinliğimizi artırmayı hedefliyoruz.