Salı , 27 Haziran 2017
HABERLER
ANASAYFA / SÖYLEŞİLER / ​PAGEV, Türkiye'yi Avrupa'nın Lideri Yapacak!

​PAGEV, Türkiye'yi Avrupa'nın Lideri Yapacak!

Yavuz EROĞLU - PAGEV Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı

​PAGEV, Türkiye'yi Avrupa'nın Lideri Yapacak!
PAGEV, Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı olarak 1989 yılında kurulmuştur. Halen İstanbul Sefaköy'deki merkezinde faaliyet gösteren ve 600 civarında aktif üyesi bulunan PAGEV, sürekli gelişerek, Türk plastik sektörünü yurtiçi ve yurtdışı platformlarda başarı ile temsil eden bir kurum haline gelmiştir.

PAGEV, dünyadaki gelişime paralel olarak, ülkemizde de hızlı bir büyüme gösteren ve çoğunluğu KOBİ niteliğindeki işletmelerden oluşan Türk plastik sanayinin örgütlenme ihtiyacını karşılamak, sektörü başta mesleki eğitim olmak üzere, kalite, teknoloji, verimlilik ve rekabet gücü açısından gelişmesini sağlayarak, dünya ile bütünleşecek bir alt yapıya kavuşturmak, kamuoyu ve kamu kurumları ile ilişkileri geliştirerek plastik imajını arttırmak ve sektörün önemini duyurmak, araştırma çalışmalarına katkıda bulunarak sektöre kalifiye işgücü ve teknolojik üstünlük sağlamak ve plastik sanayine her konuda öncülük etmek üzere özel vakıf statüsü ile kurulmuştur.
 
PAGEV, Avrupa Plastik İşleyicileri Birliği (EuPC), Avrupa Plastik Hammadde Üreticileri Birliği (PlasticsEurope) ve Uluslararası Plastik Dernekleri Birliği (CIPAD)’ın aktif üyesidir.
 

 
  • Çok yönlü bir işadamısınız. İsminiz kamuoyunda başarılarınızla sürekli olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye ve Ortadoğu’nun en hızlı büyüyen şirketlerinden biri olan SEM Plastik’in 2002 yılından bu yana Genel Müdürü,  aynı zamanda SEM Global ve CredoyPolimer’in de Yönetim Kurulu Başkanısınız. Tüm bunlara paralel olarak Türkiye ve yurt dışındaki birçok dernekte aktif olarak görev alıyorsunuz. Aynı zamanda PAGEV (Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme Ve Eğitim Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanısınız. Biraz da siz anlatabilir misiniz, kimdir Yavuz Eroğlu?
 
Öncelikle teşekkür ederim. 1973 yılı İstanbul doğumluyum. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra iş hayatına aile şirketimiz olan SEM Plastik’te başladım. Şirketimizin birçok kademesinde görev aldıktan sonra sizin de belirttiğiniz gibi 2002 yılından bu yana SEM Plastik’in Genel Müdürlüğü, grup şirketlerinden SEM Global Dış Ticaret ve CredoyPolimer’in de Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yapıyorum.
 
İş hayatının yanı sıra sivil toplum örgütlerinde de aktif olarak yer alıyorum. Türkiye ve yurtdışındaki pek çok dernekte görev yapıyorum. Bu doğrultuda; Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanlığımın yanı sıra 2012 yılında Avrupa merkezli 51 derneğin çatı kuruluşu olan EUPC (Avrupa Plastik Üreticileri Birliği)’nin İcra Kurulu Üyeliği’ne seçilen ilk Türk oldum ve geçtiğimiz yıl yenilenen seçimler sonucunda söz konusu göreve devam ediyorum. 
 
Harvard Üniversitesi’nin İş İdaresi Profesörü Michael Porter’ın kurucusu olduğu All World Network tarafından Dubai’de yapılan 3. Küresel Girişimcilik Zirvesi’nde, girişimcilik konusunda yaptığım çalışmalar ve bir ilk olan Filistin’deki sanayi yatırımım nedeniyle Zirve Özel Ödülü’ne layık görüldüm. Yine bu sene ABD öncülüğünde kurulan Ortadoğu Ticaret Merkezi’nin (MECC) Danışma Kurulu’na Türkiye’yi temsilen seçildim. 
 
Çevre konusuna gösterdiğim önem doğrultusunda bu konudaki çalışmalara üniversite yıllarında başladım. Üniversite yıllarında kurduğum ve ilk başkanlığını yaptığım “İstanbul Teknik Üniversitesi (İ.T.Ü.) Çevre Kulübü” ile başlayan çevrecilik serüvenim, 2012 yılının Haziran ayında dünya kıyılarını atıklardan temizlemek amacıyla Avrupa’da kurulan WasteFree Oceans (Atıksız Denizler) Vakfı’nın Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Başkanlığı’na seçilmem ile devam ediyor. 
 
İş hayatına başladığım günden bu yana yoğun bir şekilde çalışmalarıma devam ediyorum. Sosyal hayatımda ise özellikle iş yaşamımdaki yoğun stres ve tempoyu atmak için yurtiçi ve yurtdışında maraton koşularına katılıyorum. Bu alanda çeşitli madalyalarım da söz konusu. Maraton koşularının yanı sıra tiyatro ile ilgileniyorum. Drama eğitimi de aldım. İngilizce ve Almanca dillerini konuşabiliyorum.
 
  • PAGEV Yönetim Kurulu Başkanı olarak PAGEV’in faaliyetleri hakkında okuyucularımıza biraz bilgi verir misiniz? Şu anda kaç üyeniz var? Orta ve uzun vadeli plan ve projeleriniz olacak mı? Hedefleriniz neler?
 
Türk plastik sektörünü temsil etmek üzere 1989 yılında kurulan PAGEV, başta eğitim olmak üzere fonksiyonel örgütlenme ve sağlam bir altyapı oluşturulması amacıyla faaliyetlerini sürdürüyor.  
 
PAGEV; bir tarafta petrokimya sektörünün yurtiçi ve yurtdışındaki devleri PETKİM, Sabic, Basell, Chevron Phillips gibi firmalar, diğer tarafta Fırat Plastik, Korozo, Elif Plastik gibi plastik mamul imalatının devleri olmak üzere 530 asil üyeye sahip. PAGEV üyeleri ciro ve istihdam anlamında sektörü oluşturan 14 bin firmanın yüzde 80’ine denk gelen bir rakamı oluşturuyor.
 
Vakıf olarak Türk plastik sektörünün gelişimi amacıyla yurtiçi ve yurtdışında çeşitli organizasyonlar düzenleyerek sektör temsilcilerinin bu etkinliklere katılımını sağlıyoruz. Avrupa ve Asya’nın her yıl düzenlenen en büyük fuarı statüsündeki PlastEurasia’yı TÜYAP işbirliği ile İstanbul’da hayata geçiriyoruz. Ayrıca sektör ile ilgili bilgi paylaşımı yapmak üzere uluslararası boyutta iki kongreyi yine İstanbul’da organize ediyoruz. Geçtiğimiz yıl ilk kez düzenlediğimiz Uluslararası Plastik Ambalaj Teknolojileri Kongresi ve her yıl PlastEurasia Fuarı’ndan bir gün önce gerçekleştirdiğimiz Plastik Endüstrisi Kongresi. 2014 yılında ‘Otomotiv Plastikleri’ ana teması ile yapılan Plastik Endüstri Kongresi, 2015 yılında onuncu kez “Elektrik, Elektronik ve Küçük Ev Aletlerinde Plastikler” konusunda düzenlenecek. Kongre ve fuar organizasyonları; geniş bir kitleye hitap ettiği ve tüm dünya plastikçilerini ülkemizde ağırlama imkânı sağlaması sebebiyle PAGEV ve plastik sektörü için büyük bir öneme sahip.  
 
Eğitim misyonumuza uygun olarak biri İstanbul’da diğeri Gebze’de olmak üzere iki endüstri meslek lisesini sektörün bağışlarıyla tamamladık ve Milli Eğitim Bakanlığı’na hibe ettik. Böylece plastik sektörünün eğitimli teknik eleman ihtiyacını karşılayacak alt yapıyı oluşturmak üzere ilk adımları atmış olduk.
 
PAGEV olarak sektörün benimsediği ‘sorumlu endüstri’ anlayışından hareketle; yeşil bir gelecek ve sürdürülebilir bir çevre için PAGÇEV (Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı Geri Dönüşüm İktisadi İşletmesi)’ni kurarak “geri dönüşüm” konusunda da önemli bir atılım yaptık. 2014 yılı başında T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ‘Ambalaj Atıklarının Belgelendirilmesi’ konusunda 3 yetkilendirilmiş kuruluştan biri olarak faaliyetlerine başlayan PAGÇEV çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bir yandan çevre, geri dönüşüm ve atık yönetimi konularında bilinçlendirme çalışmaları yapan PAGÇEV, diğer yandan ambalaj atıklarına yönelik geri dönüşüm yapıları kurmakla yükümlü sanayi kuruluşlarının sorumluluklarını üstleniyor ve bu doğrultuda Türkiye çapında bir geri dönüşüm organizasyonu yürütüyor.
 
Plastik sektörünün gelişimi açısından sektör temsilcilerimizle birlikte var gücümüzle çalışıyoruz. En önemli hedefimiz üretim ve ihracatta daha ileri noktalara ulaşmak. Bildiğiniz gibi bugün sektörümüz Avrupa ikincisi ve dünya yedincisi konumunda ancak potansiyelimiz bunun çok daha üstünde. Dolayısıyla tüm projelerimizi daha iyiye ulaşmak üzere oluşturuyoruz, sektörümüze bu anlamda öncülük yapıyoruz ve sektör temsilcilerimizin desteği ile hayata geçiriyoruz.
 
  • PAGEV’in özellikle bilimsel olarak sektöre getirdiği açıklamalarla “plastik” hakkındaki yanlış düşünceleri/önyargıları kırdığını söylemek mümkün. Siz toplumdaki bu yanlış algıyla ilgili neler söylersiniz? PAGEV bu algıyı kırmak için önümüzdeki günlerde çalışmalarına nasıl devam edecek? Ne tür çalışmalar/etkinlikler yapacak? Biraz bilgi verir misiniz?
 
Plastik sektörü ihracat ve üretimde büyürken; maalesef bilinmeyen ya da yanlış bilinen yönleri ile zaman zaman eleştiri oklarına hedef oluyor. Plastikler aleyhinde yapılan bu tarz açıklamaları, Avrupa’nın ve bölgemizin en büyük üreticileri arasına Türkiye’nin ismini yazdıran bir sektörün temsilcileri olarak üzülerek izliyoruz. Oysa araştırıldığında plastiklerin hiçte yansıtılmaya çalışıldığı gibi zararlarının olmadığı görülüyor. Yanlış bilgiler ışığında sektörümüz yalnızca suçlanıyor.
 
Tüm dünyada artık çevre konusunda daha az kullan, tekrar kullan, geri dönüştür prensiplerinin üzerinde duruluyor. Plastikleri tekrar kullanarak, geri dönüştürerek ve son noktada yakıp enerji kaynağı olarak değerlendirebiliriz. Çevre için de en iyi çözüm bu. Hayatımızın her alanında plastik var. Evde, işte, hastanede, tüm sanayide doğrudan ya da dolaylı plastik kullanılıyor. Yansıtılmaya çalışılanın aksine, plastikler hayatımızı pek çok açıdan kolaylaştıran ve yerine başka bir şeyi koymakta zorlanacağımız çevreci ürünler.
 
Bu kapsamda; PAGEV olarak plastik atıkların sürdürülebilir yönetimine katkıda bulunmak, enerji tasarrufu sağlamak, çevre kirliliğini önlemek ve geri dönüşüm ile plastikleri tekrar kullanarak ekonomiye katma değer yaratmak üzere daha önce de belirttiğim gibi Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı Geri Dönüşüm İktisadi İşletmesi’ni (PAGÇEV) kurduk.
 
PAGÇEV ile 2014 yılında başladığımız çalışmalarda kısa zamanda hızla yol aldık. PAGÇEV, yılsonunda 110 bin ton ambalaj atığının geri kazanımını sağlarken 4,5 milyon kişiye ulaştı ve ülke ekonomisine 305 milyon lira katkı sağladı. Türkiye genelinde 23 belediye ile iş birliği yapan PAGÇEV’in topladığı atıkların yüzde 68’ini kâğıt-karton oluşturdu. Ardından yüzde 25 ile plastik ürünleri gelirken; bu ürünleri yüzde 4 ile cam, yüzde 2 ile çelik-teneke ve yüzde 1 ile de kompozit türleri takip etti. PAGÇEV, 2015 yılı hedefini ise 190 bin ton ambalaj atığının geri dönüşümü olarak belirledi.
 
Ayrıca plastik sektörünün Avrupa’daki en önemli kuruluşu konumundaki EuPC’nin İcra Kurulu üyeliğimin de etkisi ile “çevre” öncelikli çeşitli Avrupa Birliği projelerini ülkemize taşıma imkânına da sahibiz. Bu çalışmalara örnek olarak Avrupa’da başlatılan WasteFree Oceans  (atıksız denizler) Vakfı’nın organizasyonunu gösterebilirim. Vakfın Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Başkanı olarak bu önemli projeyi PAGÇEV olarak Türkiye’de de uyguluyoruz. Bu kapsamda 2012 yılında ilkini gerçekleştirdiğimiz “Mutlu Balıklar” projesini geçtiğimiz yıl da sürdürdük. İstanbul Boğazı’nda deniz yüzeyindeki atıkları proje kapsamında özel bir ağ ile temizlemeye başladık. Üstelik bu temizliği sadece plastik atıklar için değil tüm ambalaj atıklarını toplamak üzere gerçekleştirdik. Toplanan atıkların geri dönüşüm işlemlerini ise PAGÇEV yerine getirdi. Geri dönüşümü mümkün olmayan atıkları da çimento fabrikalarında yakıt olarak kullanarak enerji tasarrufu sağladık. Projeye önümüzdeki süreç içinde de devam edeceğiz.
 
Ayrıca plastikler hakkında yanlış bilinen pek çok detayı bilimsel sonuçlarla ve gerçeklerle açıklamaya ve kamuoyunu bu anlamda bilgilendirmeye çalışıyoruz ve bu anlamda çalışmalarımıza devam edeceğiz. Toplumda, çevreci olmayanın plastikler değil, bilinçsizce çevreye atılan atıklar olduğu algısını oluşturmayı hedefliyoruz. Üreticilerimizi çevreye duyarlılık hakkında bilgilendirirken, tüketicilerimize yönelik de plastiğin hayatımızdaki yeri ve önemini anlatmak, geri dönüşümün önemini vurgulamak başta olmak üzere bilinçlendirme çalışmalarında bulunuyoruz.
 
Sektörümüzle ilgili her konuda olduğu gibi çevre ve olumsuz algıların yıkılması hakkında gerek ilgili Bakanlıklarımız gerekse yerel yönetimler nezdinde yapılacak çalışma ve işbirliklerine devam edeceğiz.
 
  • PAGEV olarak “çevre”yi öncelikli tutarak bir bilinç oluşturmaya çalışıyorsunuz. Sürdürülebilir çevre yaklaşımıyla hareket etmek için Türkiye’deki “Atık Yönetimi” ve “Geri Dönüşüm” mevzuatı hakkında neler söylersiniz? Sizce bu konudaki mevcut sorunlar ve çözüm önerileriniz neler?
Ülkemizde maalesef işlevsel bir ‘atık yönetimi’ uygulamasının olmaması gelişmiş ülkelere göre sürdürülebilirlik açısından sektörümüzün önündeki en büyük engel. Aslında atık yönetimi konusunda tüketicilere ve yerel yönetimlerimize önemli görevler düşüyor. Ancak tüm paydaşların etkin bir biçimde dâhil olduğu bir atık yönetim sisteminin olmaması yerel yönetimlerimizin bu sorumluluğunu yerine getirirken çeşitli zorluklarla karşılaşmasına sebep oluyor.
 
Kaynağında ayrıştırılmayan, ancak geri dönüşümü mümkün olan malzemeler düzensiz atık toplama alanlarında birbirine karıştırılmış olarak depolanıyor. Günümüzde atıklar maalesef bilinçsiz yöntemlerle toplanıyor ve bunun sonucunda bazı atıklar geri dönüşüm şansını da yitiriyor. Sonuç olarak yerel yönetimlerimizle birlikte hareket ederek çözümler üretmemiz gerekiyor.
 
Ayrıca atık depolama alanları deniz kıyılarına yakın yerlere konumlandırıldığında çeşitli sebeplerle bu atıklar denize karışabiliyor. Kıyı kirliliği de hem bu atıklar hem de bilinçsizce denize atılan diğer atıklardan kaynaklanıyor. Üstelik bu sorun sadece ülkemizin sorunu da olmuyor kıyı atıkları akıntılar ve diğer sebeplerle denizlerde ülke sınırlarını aşıyor. Türkiye’nin denize karışan atıkları başka ülkelerin sahillerini kirletirken, diğer ülkelerden de bizim kıyılarımıza ulaşan ve sorun yaratan atıklarla mücadele etmemiz gerekiyor. Çoğu zaman okyanuslarda bir kıyıdan diğerine yüzen atıkların kaybolduğu sanılıyor ama aslında kaybolmuyor, sadece güneş ışınları ve dalgaların mekanik etkisi ile çok küçük parçalara ayrılıp gözden kayboluyorlar. Ancak söz konusu atıkları artık görmüyor olmamız onların yok oldukları anlamını taşımıyor. İşin gerçeği tehlike daha da büyüyor. Zira bu küçük tanecikleri denizlerimizdeki balıklar yiyor ve balıkları da biz. Dolayısıyla insan sağlığı da böylece büyük bir risk altına girmiş oluyor.
 
PAGEV olarak tüm bu sorunların çözümü için ilgili Bakanlıklarımız ve yerel yönetimlerle işbirliği içindeyiz. Yaptığımız önerilerin ve sonuçların süratle değerlendirilerek hayata geçirilmesi en büyük temennimiz.
 
  • Ülkemizdeki plastik sektörünü değerlendirirsek yakın gelecekle ilgili öngörülerinizi alabilir miyiz? 2015 yılının hemen hemen ilk yarısını geride bırakırken diğer ikinci yarıyla ilgili düşünceleriniz neler?
Sektörümüz 2014 yılını bir önceki yıla göre miktar bazında yüzde 4,6 artış ile 8 milyon 545 bin ton, değer bazında ise yüzde 5,7 artış ile 36,4 milyar dolar üretim ile tamamladı. İhracat olarak da artı değerlere imza attık. Hammadde dâhil plastik ve mamulleri ihracatımız 2014 yılında 2013’e kıyasla miktar bazında yüzde 14,9 artışla 2,25 milyon tona, değer bazında ise yüzde 8,9 oranında artarak 6,1 milyar dolara ulaştı. Direkt ve otomotiv, beyaz eşya, inşaat sektörleri aracılığıyla dolaylı olarak yaptığımız yaklaşık 6 milyar dolarlık ihracatımız bu rakama ilave edildiğinde sektörümüzün toplam ihracatı ise 12 milyar doları aştı.
Yaklaşık 250 bin kişiye sağladığı istihdam ile yüzde 99’u KOBİ niteliğindeki 14 bin firmanın faaliyet gösterdiği plastik sektörümüzün 2014 yılında ülke ekonomisine sağladığı katma değer 14 milyar dolar oldu. Sektörde 2003-2014 döneminde yüzde 80’i ithalatla olmak üzere toplam 7,2 milyar dolarlık makine teçhizat yatırımı gerçekleştirildi.
 
Katma değerli üretim konusunda da diğer birçok sektöre göre bir adım öndeyiz. Ülkemizin 2023 yılı için 3 dolarlık ihracat/kilogram hedefini sektörümüz 2014 yılında aştı ve 3,12 dolar ihracat/kilogram fiyatına ulaştı.
 
Plastik sektörü her geçen gün büyüyor ve gelişiyor. 2015 yılında da sektör olarak yine büyümeye odaklandık. Birçok sektör için kayıplar söz konusu iken plastik sektörü gelişimini sürdürüyor. Elbette siyasi ve ekonomik gelişmelerden direkt etkileniyoruz. Bununla beraber özellikle yılın ikinci yarısından sonra piyasa koşullarının daha iyi olacağını öngörüyoruz. Bu doğrultuda 2015 yılı sonunda üretim açısından yüzde 7 oranında bir büyüme hedefliyoruz. İhracatımızı da miktar bazında yüzde 10 artırmak üzere çalışıyoruz.
 
  • Türk plastik sektörü bugün üretim kapasitesi ile Avrupa ikincisi ve dünya yedincisi konumunda bulunuyor. Ancak sektörün en önemli sorunlarından biri nitelikli eleman sıkıntısı. PAGEV’in en önemli misyonlarından biri de “eğitim”. Bu konu hakkında neler söylersiniz? PAGEV için eğitimin öneminden bahseder misiniz?
 
Türk plastik sektörü bugün yaklaşık 250 bin kişiye istihdam olanağı sağlıyor. Ancak nitelikli eleman ihtiyacımız sektörümüzün büyümesiyle doğru oranlı olarak artıyor. Yıllık ortalama 25 bin eğitimli elemana ihtiyaç duyuyoruz. Bu anlamda önemli adımlar attık ve PAGEV olarak eğitim misyonumuz doğrultusunda eğitim hayatına iki okul kazandırdık. Biri İstanbul’da diğeri Gebze’de olmak üzere iki endüstri meslek lisesi sektörümüzün bağışlarıyla tamamlandı ve Milli Eğitim Bakanlığı’na hibe edildi. Böylece plastik sektörünün eğitimli teknik eleman ihtiyacına bir nebze de olsa katkı sağlamış olduk.
 
Ayrıca sektörümüze teknik anlamda bilgi desteği sağlamak üzere kurduğumuz ‘PAGEV Akademi’ çalışmaları ile çeşitli eğitim seminerleri organize ediyoruz ve sektör temsilcilerimizin bu seminerlere katılımını sağlıyoruz.
 
Eğitim anlamında PAGÇEV olarak da çeşitli faaliyetler yürütüyoruz. Yerel yönetimlerimizle işbirliği ile kaynağında ayrıştırma, kamuoyunda geri dönüşüm farkındalığı ve bilinci yaratmak üzere organizasyonlara katılıyoruz. Ayrıca geri dönüşüm bilincinin küçük yaşlarda başlaması gereğinden hareketle özellikle ilköğretim okulları seviyesinde öğrencilerimize eğitimler veriyoruz.
 
  • Geçtiğimiz günlerde PAGEV olarak Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin resmi açılışını yaparak bu okulu Milli Eğitim Bakanlığı’na devrettiniz. Gelecekte başka okul projeleriniz de olacak mı?
 
Küçükçekmece PAGEV Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden önce Gebze’de bir okul tamamlayarak eğitime kazandırmıştık. Elbette sadece bu okullarla sınırlı kalmıyoruz. Türkiye’deki plastik sektörüne eleman yetiştiren okullarla sürekli irtibat halindeyiz ve onları her anlamda destekliyoruz. Zira ihtiyaçlarımızı da göz önünde bulundurduğumuzda nitelikli ara elaman yetiştirmek çok önem verdiğimiz bir konu. Plastik sektörünün; endüstrinin en önemli alt kollarından birini oluşturan ve giderek büyüyen bir sektör olduğunu tekrar belirtmek isterim. Artan nitelikli eleman ihtiyacımızı karşılayabilmek amacıyla açtığımız okullara ilave olarak çeşitli okullarda açılan plastik bölümlerini de destekliyoruz.
 
Eğitim, Vakıf olarak olmazsa olmazımız. Bu nedenle bir yanda yeni okullar açılması konusunda çalışmalarımız sürerken diğer yanda eğitime katkı verecek farklı projeler üzerinde çalışıyoruz.
 
  • Geçtiğimiz günlerde sektörle ilgili çok ses getiren uygulamalardan biri de “Hammadde ve İthalat Tebliği”. Son düzenlemeyle birlikte bu konu hakkında neler söylersiniz? Sanayicilerimize ve ülkemize katkıları neler olacak?
 
Türkiye sanayisine ve ekonomisine katkısını her geçen gün artıran sektörümüz kısa zaman önce karşılaştığı tebliğ sorunu nedeniyle oldukça zorlu bir süreç yaşadı. Maalesef yerli üretimimiz ihtiyacımızı karşılayamadığı için hammadde konusunda ithalata bağımlıyız. Eskiden beyanat sistemiyle yürüttüğümüz ithalata 17 Şubat’ta getirilen yeni uygulama sektörümüzü oldukça zorlu bir sürece soktu. Değiştirilen tebliğ sonrası tüm ilgili bakanlıklarımız, genel müdürlüklerimiz ve müsteşarlarımız ile görüştük, toplantılar yaptık. Plastik sektörünün içinde bırakıldığı olumsuz koşullar hakkında bilgiler paylaştık. Üretimimizi etkilemeden en kısa sürede sonuca ulaşabilmek ve sesimizi duyurabilmek adına birçok çalışma yürüttük. Yine bugüne kadar geçen süreçte sektör temsilcilerimizi her konuda bilgilendirdik.
 
Yaşadığımız bu süreci başarılı bir şekilde tüm paydaşlar için uzlaşarak geride bırakmış olmaktan dolayı memnunuz. Bizim önerimiz sanayicilerimizin zaten her biri dev global şirketler olan petrokimya tesislerinden ithal ettikleri hammaddenin 1. sınıf hammadde olduğunu belgeleyen ihracatçı firma garantisinin gümrüklerde geçerli olmasıydı. Yeniden düzenlenen tebliğ çerçevesinde artık plastik sektörü temsilcileri ihracatçı ülkedeki üreticiden veya ihracatçıdan alınacak fatura, “Üretici Belgesi”nin aslı ve tercümesi ile üreticiden alınacak “Analiz Sertifikası” ile birlikte, ilgili gümrük idaresine başvuracak. Bu başvuru üzerine ilgili maddelerin ülkeye girişine izin verilecek. Amacımız fabrikalarımızda üretimi durdurmadan bu sorunu çözüme kavuşturmaktı ve bunu da başardık.
 
Bizim en büyük amacımız sektörümüzü dünya liderliğine taşımak ve ülkemize olan katkımızı artırmak. Bunun içinde üreticisi, ihracatçısı, ithalatçısı ve tedarikçisi ile birlikte özverili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Vakıf olarak tüm plastik sektörünün hizmetindeyiz ve bu yolda önümüze çıkacak problemlerin çözümünde her zaman aktif rol oynayacağız.
 
  • Dünyada ve Türkiye’deki plastik sektörünü karşılaştıracak olursak Türkiye nasıl bir konumda bulunuyor? Biraz bilgi verir misiniz?
 
Plastik sektörü, Türkiye ekonomisi ve sanayisinin en önemli aktörlerinden biri konumunda yer alıyor. Sektör olarak otomotivden inşaata, ambalajdan medikal ürünlere kadar birçok alanda kullanılmak üzere ürünler üretiyoruz ve çok geniş bir ürün yelpazesine sahibiz.
 
Türk plastik sektörü ihracat potansiyeli ile bugün dünya genelinde 150’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Dünya piyasalarında Türk plastik ürünleri olarak adımızdan söz ettiriyoruz. Ülke olarak rekabet gücümüzü artıran etkenleri; ucuz iş gücümüz, teknolojiye yatırım yapmamız, demografik yapımız ve lojistik konumumuz olarak özetleyebilirim.
 
Ancak tüm avantajlarımıza rağmen rekabet gücümüzü olumsuz yönde etkileyen unsurlar da yok değil. Özellikle hammadde de ithalata bağımlılığımız, maliyetlerimize direkt yansıyan yüksek enerji maliyetleri ile makine yatırımlarımızda yine ithal ürünlere yönelmiş olmamız plastik sektörünün global piyasalardaki rekabet gücünü olumsuz yönde etkiliyor.
 
Türk plastik sektörü üretim kapasitesi ile bugün Avrupa’da Almanya’nın ardından ikinci, dünyada ise Çin, ABD, Almanya, S. Arabistan, Hindistan, Tayland’ın arkasından yedinci sırada yer alıyor.
 
Türkiye 2002 yılında dünyada üretilen toplam plastiğin yüzde 1,1’ini üretmişken 2013 yılında bu oran 2,8’e yükseldi. Sektör yıllık ortalama yüzde 12 oranında büyüyerek dünya ortalamasının 3 katı bir büyümeye de ulaşmış oldu.
 
Bugün dünyada üretilen 10 kilogram plastiğin 4 kilogramı yani yüzde 40’ı Çin ve ABD tarafından üretiliyor. Dünyada en büyük üretici konumundaki Çin düşük katma değerli plastik üretimine yoğunlaşırken, ikinci sırada yer alan ABD teknik plastiğe ağırlık vermektedir.
 
2013 rakamlarına göre dünya üretim sıralamasını; Çin 72 milyon ton, ABD 42 milyon ton, Almanya 15 milyon ton, Suudi Arabistan 12,5 milyon ton, Hindistan 11,5 milyon ton, Tayland 8,5 milyon ton ve Türkiye 8,1 milyon ton olarak verebiliriz.
 
Şuan Avrupa’da Almanya’nın ardından ikinci en büyük plastik üreticisi konumundayız ama en geç 4 yıl içerisinde Avrupa liderliği koltuğuna oturmayı hedefliyoruz. 2023 yılında da ülkemizin 500 milyar dolarlık ihracat hedefi içinde plastik sektörü olarak bizim payımıza düşen 23 milyar dolarlık ihracata ulaşmak sektörümüzün en önemli hedefleri arasında yer alıyor.
 

0 YORUM

YORUM YAPIN

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER BAŞLIKLAR

  • OSO A.Ş.

    OSO A.Ş.

    OSO A.Ş. imalat sektöründe imalatçı-ihracatçı niteliğinde faaliyet gösteren firma ve temsilcilerin bir araya gelerek oluşturduğu geniş tabanlı bir satın alma organizasyonudur.... Devamı »