Salı , 24 Nisan 2018
HABERLER
ANASAYFA / HABERLER / Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Fırsatları Değerlendiriyor

Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Fırsatları Değerlendiriyor

Türkiye hızla büyüyen ve dönüşen ekonomisi, dinamik nüfusu ve cesur müteşebbisleriyle bölgesinin ve dünyanın en önemli aktörlerinden birisi haline gelmiştir.

Kayseri Organize Sanayi Bölgesi Fırsatları Değerlendiriyor
Ülkenin kalkınmış ve güçlü, insanları mutlu ve huzurlu, evrensel standartları yakalamış, dünyada sözü geçen, büyük ve güçlü bir ülke olmasında, ekonominin bu günlere gelmesinde girişimcilerin önemli bir rolü olduğu, bundan sonra daha iyi yerlere taşımak için de yatırım, üretim, istihdam ve ihracata dayalı büyümesinin elzem ve kaçınılmaz olduğu izahtan varestedir.

Girişimcilik yüzyılında yaşıyoruz. Girişimcilik; zenginlik, refah, huzur, umut, mutluluk, ekmek kapısı, kalkınma, ilerleme ve itibar demektir.
Dünyaya bakıldığında; alışılan küresel sistem değişiyor. Güçlü bilinen ekonomiler sallanıyor, güçlü görünen yapılar yıkılıyor. Türkiye’nin batısında yer alan ülkeler ekonomik krizlerle boğuşurken, güneyde ve doğuda yer alan ülkelerde siyasi ve sosyal çalkantılar yaşanıyor. Bunlar yaşanırken “biz bu halde kalalım”, “kendi yağımızla kavrulalım”, “Şimdilik Bu Kadar Yeter” demenin mümkün olmadığını kavramalı, herkesin kendi sorunlarına odaklandığı bu süreçler çok iyi değerlendirmeli ve önümüzdeki yepyeni fırsatları kaçırmamalıyız.

Madem küreselleşme dışında kalmak mümkün değilse, o zaman en az hasarla, bu süreçlere uyum sağlamalı ve gerisinde kalmamalıyız. Bu konuda gelişmiş toplumlar nasıl bir sistem kurmuşsa, bizde aynı şeyi yapmalı, hayali düzenler ya da sistemler keşfederek, üretime yönelik olmayan, verimliliği esas almayan, sanal, sağlıksız ve popülist iktisadi düzenlemelerle 80’li yıllarda olduğu gibi zaman kaybetmemeliyiz.
İlişkilerin değil, kuralların belirleyici olduğu bir Türkiye herkesin yararına olacaktır.

Girişimci olarak bizler de; yatırımlar ve üretimde verimliliğe önem verilmesi, atıl kapasiteler oluşturacak yatırımlardan kaçınılması, fizibilitelerin doğru yapılması, güçlerin birleştirilip kolektif hareket edilmesi, kalitenin üretime değer katacağını ön planda tutarak toplam kalitenin hayatın her alanında olduğu gibi üretimde de uygulanması, ülkelerin markalarıyla zengin olduğunu bilerek markalaşma ve katma değeri yüksek ürünleri üretmeye daha fazla çaba sarf edilmesi, AR-GE çalışmalarına daha fazla zaman, fon ayrılması ve hepsinden öte ileri teknolojiyi ve bilişimi çok iyi kullanarak teknolojiyi ithal edip tüketen değil, ihraç eden ülke durumuna gelmek ve gelişmiş ülkeler seviyesine yaklaşmak için her zamankinden daha çok çaba ve gayret gösterilmelidir.

Kurtuluş savaşı ruhuyla dün yaptığımızı bugünde yapmak ve başarmak durumundayız. Başarısız olma lüksüne sahip olunmadığı kavranmalı ve ona göre davranılmalıdır.

Kurtuluş savaşı sonrasında, ciddi bir yer altı kaynağı ve sanayisi olmayan bir ülke olarak, bugün dünyanın ilk 20 büyük ekonomisi içinde yer aldığını hep birlikte idrak etmeli ve bunu daha da ileriye taşımalıyız.

Dün, imkânsız başarılacağına inanılarak başarıldı, şimdi, içinde bulunulan şartlarda da aynı inancın, aynı isteğin canlandırılması gerekiyor. Dün, o inanç ve istekle düşülen yerden nasıl kalkıldıysa, şimdi bir kez daha yapılmalıdır.

Dünyayı yöneten bir milletin evlatları olarak, dünyada sözü geçen büyük bir ülke olmak bizim kaderimizdir. İşte girişimcilerin dinamizmi, Türkiye’yi çok daha ilerilere taşıyacak ve bu kaderin mimarı olacaklardır.

Zaman hep birlikte “proaktif” düşünme ve ona göre hareket etme zamanıdır. Alınacak tedbirleri konuşma ve uygulama iradesini ortaya koyma zamanıdır. İnanıyoruz ki, gelişen, büyüyen, tüketen dünya konjonktüründe hep birlikte “farkındalık”  ortaya koymak mümkün. Öyle olunması da kaçınılmaz hale gelmiştir.

Gün işbirliği ve güç birliği günüdür.


 

0 YORUM

YORUM YAPIN

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER BAŞLIKLAR