Çarşamba , 24 Nisan 2019
HABERLER
ANASAYFA / SÖYLEŞİLER / "Geçmişte Değil Gelecekte Yaşıyoruz"

"Geçmişte Değil Gelecekte Yaşıyoruz"

MAYIS- AYIN KONUĞU: DOĞAN DURAN BASIM VE AMBALAJ SANAYİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI ALİCAN DURAN

18.000 m2 kapalı alanda faaliyet gösteren Duran Doğan, 2005 yılında Duran Ofset ve Doğan Matbaacılık’ın birleşmesi sonucu güçlü bir yapı ile kurulmuştur.
 
DURAN OFSET VE DOĞAN MATBAACILIK’IN KARTON AMBALAJ ÜRETİCİSİ OLMAK AMACIYLA TECRÜBE VE BİLGİLERİNİN BİRLEŞİMİYLE KURULAN DURAN DOĞAN BASIM VE AMBALAJ SAN. A.Ş. GÜÇLÜ BİR YAPI İLE ORTAYA ÇIKMIŞ BİR FİRMADIR. PEKİ, DURAN DOĞAN AMBALAJ’IN GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GELİŞİM SÜRECİNDEN BİRAZ BAHSEDER MİSİNİZ?

Doğan Matbaa, Duran Ofset’ten daha eski bir tarihte 1934 yılında, Duran Ofset ise 1953’te Ali Duran Matbaası olarak kuruyor. İkisi de ambalaj sektöründe eski ve Türkiye’de bilenen en büyük matbaalardır. 2004 yılında global rüzgârın gidişatına bakarak asıl önceliğin ihracat olduğunu fark ettiğimiz için birleşmenin kaçınılmaz olduğunu gördük. Örneğin; küçük bir şirket olduğunuzu düşünün, ihalelere giriyorsunuz, son üçe kalıyorsunuz, fakat şirket büyüklüğünüz sorun teşkil ediyor, çok iyi bir şirket olmanıza rağmen, ancak yapı itibariyle küçük olduğunuz için bu ihalenin size verilemeyeceği söyleniyor. Biz de bu sorunları bildiğimiz ve geleceği ihracatta gördüğümüz için Duran Ofset ile Doğan Matbaası’nı birleştirerek, Duran Doğan’ı 2004’te kurduk. Tesisimiz Avrupa’da da bilinen üst düzey bir tesistir. Dünya artık orta düzeyde bir şirketi kabul etmiyor, Avrupa’dan Türkiye’ye gelen müşteriler, büyük şirketlere yöneliyor. Bu gidişata göre bir şeyleri diğerlerinden daha iyi yapmak gerekiyor. Aksi takdirde rekabette başarılı olmak çok zor.
 
FAALİYET ALANLARINIZDAN VE ÜRÜN YELPAZENİZDEN BAHSEDER MİSİNİZ? ÜRETİM TEKNİKLERİNİZ HAKKINDA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?

Duran Doğan üretimini özel olarak ambalaja yöneltti. Biz ambalaj dışında hiçbir şey yapmıyoruz. Hatta Türkiye’de ilk karton standı yapan Duran Ofset olmasına rağmen geçen sene itibarıyla bu alandan bile çekildik. Biz önce talep yokken talep yarattık, pazarı bu güne getirdik ama sektörden ayrılma kararı aldık. Çünkü sektör gerçek değeri verilmeyen standart bir hale getirildi ve biz bu konuda gerçekten kendimizi rekabetçi olarak göremedik. Belki bazı matbaalar için hâlâ rekabetçi durum söz konusu olabilir ama biz üzülerek de olsa bu kararı vermek durumda kaldık. İşte bu durum spesyalizenin bir ürünüdür.
 
Geçen sene itibariyle şu anki fabrikamızın biraz ilerisinde ikinci fabrikamızı açtık. Mikro ondüle laminasyonu birçok şirket yapıyor. Ancak biz burada ilk defa mikro ondüleyi ayırdık. Burası tamamen kendi içinde apayrı bir tesis. Mikro ondüleyi ve kartonu aynı alanda yapmak kendi içinizde de olumsuz durumlara yol açabiliyor. Bu dediklerimizden yola çıkarak, Türkiye’de ilk defa, sadece mikro ondüleye ait bir alan yarattık. Doğrusunun da bu olduğuna inanıyoruz. Ürünleri fazla karıştırmak şirketleri ciddi sıkıntılara sürükleyebiliyor.
 
Kısaca, biz fabrikamızda daha çok katma değerli ambalajlar diyebileceğimiz üretimler yapıyoruz. Özellikle metalize varaklıların üretiminde çok iyiyiz diyebilirim. Bunun dışında pencereli, yüksek trajlı gıda, çikolata, içecek, kişisel bakım gibi sektörlerde de oldukça uzmanlaşmış durumdayız.
 
YENİ BİR ÜRÜN, PROJE YA DA YATIRIM ÇALIŞMANIZ VAR MI?

Yeni ürünlerimizi INTERPACK 2014 Fuarı’nda tanıtacağız, ilk defa “G dalga” ürettik, “G dalga” çok ince valsle oluşturulan mikro ondüledir. “G dalga”  ile tek kat kartona benzeyen güzel bir ürün ortaya çıkıyor. Avrupa’da çok tercih edilen bir sistem. INTERPACK Fuarı’nda “G Dalga, transfer metalize ve migrasyon laboratuvarımızı” tanıtacağız. Bunlar Türkiye’de olmayan hatta Avrupa’da bile az bulunan ürünler, Duran Doğan olarak INTERPACK’ta söyleyecek çok sözümüz var.
 
2014 YILI HEDEF VE PROJELERİNİZDEN SÖZ EDECEK OLURSAK NELER SÖYLERSİNİZ?

Duran Doğan kısa ve orta vadede bütün stratejilerini yaptı. Biz büyüme tarafında ilerliyoruz. Daha önce de bahsettiğim gibi ikinci fabrikamızı yaptık. Kısmetse önümüzdeki iki sene içinde bir fabrika daha yapıp şirketimizi bu şekilde ilerletmeyi düşünüyoruz. Yani aynısını tekrarlayan matbaalar yerine, konusunun üzerinde uzmanlaşmış, müşterisine gerçekten katma değer yaratabilecek şirketler olmalı.
 
Yeni açtığımız fabrika (Mikro Ondüle odaklı), kısa ve orta vadeli stratejimizin bir parçası, inline bir tesis. Türkiye’de olmayan bir makinayı getirdik. Mikro Ondüle çok basit gibi gözüken ama hava şartları ve rutubet gibi etkenlerden dolayı sık sık sorun çıkartabilecek bir ürün. O yüzden bunun hakkını verebilecek şekilde bir tesis hazırladık. Yine geçen sene TÜBİTAK ile ortak Türkiye’de ilk migrasyon laboratuvarını biz kurduk. Bu sayede ambalaj veya boyadan gıdaya geçen zararlı maddeleri artık ölçebilmek mümkün. Artık güvenli ambalaj üretebilme şansımız var. Bu müşterilerimize verdiğimiz bir hizmet. Anlattıklarımın tamamı Duran Doğan isminin eski olmasının dışında, hep ileriye baktığımızın da göstergesidir.
 
Son yatırımımız henüz aktif olmadı ama makinasını aldık. 3 sene üzerinde çalıştık. İsmi transfer metalize. Aslında metalize görünümlü baskılı ambalajlar Avrupa’da çok büyük bir sorun teşkil ediyor. Çünkü karton üstü plastik film ile kaplı olan bu ürünün geri dönüşümde nerede kullanılacağı henüz bilinmiyor. Sürdürülebilirlik açısından bu tarz malzemeler demode kalmasına rağmen, market raflarında hâlâ insanları yakaladığı için satışları devam ediyor. Yalnız bu ürünün bir takım sıkıntıları da mevcut, dolum esnasında plastiği plastiğe yapıştırmak oldukça güç, plastiği kartona yapıştırmak daha kolay. Bizim sunacağımız teknolojide de görüntü (metalize efekt) aynı ama film yok. Yani üzerinden filmi soyuyoruz ve tamamen plastik metalize görünümlü ama % 100 kartondan oluşan, % 100 dönüştürülebilir. Bu özel ürünü çok yakında piyasaya çıkartacağız. Avrupa’da bile birtakım çözümler yapıldı ama bu kalitede ürün yok. Biz bunu öncelikle ihracat pazarı için düşünüyoruz ama yurt içinde de pazara sunacağız. Çünkü Türkiye’de sürdürülebilirlik kavramının farkında, bu açıdan Türkiye pazarının da çok önem vereceğine inanıyoruz. Aynı işi kaliteden ödün vermeden (hatta daha da kaliteli olarak) ve daha ilgi çekeceğine inandığımız bir yöntemle piyasaya sunacağız.
 


DURAN DOĞAN AMBALAJ OLARAK SEKTÖRE GETİRDİĞİNİZ FARKLILIKLAR NELERDİR? NEDEN DURAN DOĞAN AMBALAJ TERCİH EDİLMELİ?


Şu ana kadar anlattığım özelliklerin hepsi farkımızı ortaya koyuyor aslında, hatta bütün bu özellikler Duran Doğan’ı Avrupa’da bile birkaç firmanın içine sokuyor. Elimizde böyle bir tesis olduğu için biz bunu bütün müşterilerimize sunmak istiyoruz. Bu bazen maliyeti düşürürken, bazen de maliyet getirebilir. Bu durum zaten müşterinin değerlendirmesine sunulur. Günümüzde doğru yatırımı yapan tedarikçiyle, sadece günü kurtarmaya çalışan tedarikçinin artık birbirinden ayrışması lazım. Bu da mümkünse müşteriden başlayan bir zincirle olmalı.
 
TÜRKİYE’DE ÜRETİMİ VE İHRACATI HIZLA GELİŞEN BİR AMBALAJ SEKTÖRÜ VAR. DÜNYADAKİ GELİŞMELER TÜRKİYE’DEKİ ÜRETİM SEKTÖRÜNE NASIL YANSIYOR?

Karton ambalaj konusunda Türkiye uzun yıllar sonrasında ilk defa Avrupa’da beşinciliğe yükseldi. Daha önce İspanya gibi dev bir ülke beşinciydi ve bu sene biz onu geçtik. Çok ciddi bir ilerleme kaydettik. Son 5 yıldaki büyüme oranlarımız Avrupa’yı kıskandıracak durumda. Avrupa’da 1-2 puanlar düşünülürken, biz 6-7 ile büyüdük. 2013’e kadar son 5 senede o kadar hızlı büyüdük ki, Avrupa’nın gözü üzerimizde, ECMA (The European Carton Makers Association) başkan yardımcılığına seçilmemde bunun da büyük etkisi var.
Bu kadar hızlı büyüyoruz ancak ton başı fiyatlarımız bir o kadar düşük,  piyasanın rekabetçi olmasından kaynaklanan bu durum bir dezavantaj aslında. Bizim daha gidecek yolumuz çok, fiyatların Avrupa seviyesine yaklaşması da bizim açımızdan çok iyi olur. Ama bir yandan da ihracat açısından çok ciddi bir rekabet gücü verdiği kesin.
 
TÜRKİYE’DE AMBALAJ SEKTÖRÜNDEKİ GENEL PROBLEMLERİ VE SUNDUĞUNUZ ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİ DEĞERLENDİRECEK OLURSAK NELER SÖYLERSİNİZ?

Makinalarımız çok ve elimizdeki elemanlarla bunları döndürmek günden güne zorlaşıyor. Okullarımızın yetiştirdiği teknik elemanlar da yeterli değil. Bu konuda çok ciddi bir yatırım yapılmasını temenni ediyoruz. 3 milyon Euro’ya makine alınıyor, ancak bu makinayı kullanacak arkadaşlarımın yeterliliği çok az. Mühendis konumunda insanlar getirmeye çalışıyoruz, o donanıma sahip insanlarında mavi yaka konumunda çalışmak istememesi ayrı bir sorun. Elektronik konfigürasyonları yüksek makinaları, sadece alaylı arkadaşlarla yürütebilmek de gerçekten çok zor oluyor. Bu fabrikada yaptığımız inline makine 65 m. uzunluğunda büyük bir makine, her kolunu kontrol etmek için elektronik donanımlı arkadaşlara ihtiyacımız var ve biz gerçekten bu konuda çok zorlanıyoruz. Şu an sektördeki en önemli sorun bu.
 
Bir başka sorun olarak arazi fiyatları çok pahalı, basım ve ambalaj sektörüne de organize sanayi bölgesinde yer gösterilmeli diye düşünüyorum. Şu anda çoğu yerde katlı üretim var ve katlı üretim bizim işimizde hiç yararlı bir sistem değil. Alan değiştirmek, taşınmak isteseniz, hiç düşünemeyeceğiniz fiyatlar ortaya çıkıyor.

Ambalaj sektöründe birlik ve beraberlik konusunda da çalışmalar var ama biz daha o seviyeye gelemedik. Birlikten güç doğar. Güçlü dernekler bu konularda birleşip fikir alışverişinde bulunuyorlar. Ben KASAD Yönetim Kurulu Başkanıyım, ancak birlikte olduğumuzda ses getirebiliriz. Bunun dışında tek tek olmanın bir esprisi yok. Zaten sektörde gördüğüm en büyük sorunlardan biri şirketlerin son derce bireysel olması, bu herkesi yalnızlaştırıyor ve sektörü güçsüzleştiriyor.  Kişisel rekabetler tabii ki olacak ama bu sektöre hep birlikte omuz verildiğinde gelen paylar daha büyük olur. Burada arkadaşlara söylemek istediğim, bireysellikten çok, kendilerine en yakın hissettikleri meslek kuruluşuna gidip hep birlikte bir sinerji yaratmalarıdır. Bunun herkese faydası olacaktır.
 
İHRACATÇILAR BİRLİĞİ OLARAK ALMANYA’DA 8-14 MAYIS 2014 TARİHİNDE SİZ DE HEM TÜRKİYE HEM DE FİRMANIZ ADINA KATILIMDA BULUNACAKSINIZ. NASIL BİR ÇALIŞMA YÜRÜTÜLÜYOR, BİRAZ BİLGİ VERİR MİSİNİZ?

İhracatçılar Birliği Sektör Kurulu Üyesiyim, kâğıt-karton grubunu orada temsil etmeye çalışıyoruz. Milli katılımlar yapıyoruz. Mesela INTERPACK bir milli katılımdır. 4 sene öncesine gittiğimizde milli katılımlar çok zayıftı. Zamanla o kadar güzel bir hal aldı ki, biraz çalışmak etkili oluyor. Bu da 4 senede geldiğimiz nokta diyebiliriz. Fuar için bir PR şirketi ile anlaştık, katılım sağlayan şirketlerin müşteri potansiyellerini fuara davet ediyorlar.
İhracatçılar Birliği’nde yapmaya çalıştığım şey birlik ve beraberliği oluşturmak. Fakat bazıları bana “Müşteriler geldiğinde hangimiz alacağız?” şeklinde sorular soruyor. Bu konu çok küçük bir detay ve küçük bir düşünce. Biz Türkiye ambalaj markasını kuvvetlendirdiğimiz müddetçe, herkes pastadan payını alacaktır. Ton fiyatlarımız çok düşük olduğu için zaten ihracatta önemli bir pay alırız. Öncelikle Türkiye’deki ambalaj algısını yükseğe kaldıralım. İşte İhracatçılar Birliği olarak yapmaya çalıştığımız budur.

İhracatçılar Birliği’nde bu sene 3.sünün gerçekleştiği Karton Ambalaj Tasarım Yarışması düzenliyoruz. Yarışmaya 181 proje katıldı. Kazanan 2 öğrenci dünyada istediği okulda bizim bursumuzla okuyabilecek. Öğrencilerimiz tasarım öğrenmeli ki, gelecekte sektörü geliştirebilelim. Ürünün tasarlanmasından sonraki aşamada Plotter adlı biraz pahalı bir makineye ihtiyaçları var, ancak bu ürün tasarım okullarımızda ne yazık ki yok. Bizde bunun eksikliğinin farkına vararak, geçen sen ilk defa “en çok katılım sağlayan okula” bir adet Plotter hediye ettik. 3 ay evvel bu şanslı okul Mimar Sinan Üniversitesi idi. Bu sene de hediye edeceğiz ve böylece elimizdeki imkânları en iyi şekilde kullanmış olacağız.

0 YORUM

YORUM YAPIN

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER BAŞLIKLAR